Yapay Zekâ ve Fikri Mülkiyet Hukuku Anthropic Davası ile Telif Hakkı İhlallerine Yeni Bir Bakış

Yapay zekâ teknolojilerinin yükselişi, fikri mülkiyet hukukunun özellikle de telif hakkı alanının sınırlarını zorlayan yeni uyuşmazlıklar doğuruyor. Son dönemde ABD’de görülen Andrea Bartz, Charles Graeber ve Kirk Wallace Johnson v. Anthropic PBC toplu davası, yapay zekâ ve telif hakkı ilişkisine dair en önemli örneklerden biri olarak gündeme geldi. Davanın temelinde, Anthropic’in geliştirdiği Claude adlı büyük dil modellerini eğitmek için korsan kitap kopyalarına başvurduğu iddiası yer alıyor. Bu dava, yapay zekâ ve fikri mülkiyet hukukunun geleceği açısından küresel ölçekte emsal niteliği taşıyor.
Dava Konusu ve Hukuki Çerçeve
Davacılar, Anthropic’in Claude modellerini “The Pile” ve özellikle onun alt veri setlerinden biri olan “Books3” üzerinden eğittiğini öne sürdü. Books3’ün, Bibliotik isimli yasa dışı bir kaynaktan alınmış yaklaşık 196 bin kitaptan oluştuğu ve bu eserlerin izinsiz şekilde çoğaltılıp yapay zekâya aktarıldığı ortaya çıktı. Böylece Claude’un uzun ve karmaşık metinleri işleyebilme kapasitesinin aslında telif hakkı ihlali niteliğindeki korsan kitaplarla sağlandığı iddia edildi. Bu durum, yapay zekâ modellerinin eğitilmesinde kullanılan verilerin fikri mülkiyet hukukuyla nasıl çatışabileceğini gözler önüne serdi.
Dava, Amerikan Telif Hakkı Kanunu’na dayanıyor. İhlalin merkezinde, eser sahibinin en temel hakları olan çoğaltma ve dağıtma haklarının ihlali bulunuyor. Anthropic’in korsan kopyaları indirip çoğaltması ve bunları ticari amaçla geliştirdiği yapay zekâ modellerinde kullanması, “fair use” savunmasının kapsamını aşan bir ihlal olarak değerlendirildi. Bu bağlamda dava, yapay zekâ teknolojilerinin fikri mülkiyet hukuku sınırları içinde nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir tartışma alanı açtı.
Yargılama sürecinde Anthropic, davacı yazarlarla 1,5 milyar dolarlık tarihi bir uzlaşmaya gitti. Anlaşma kapsamında yazarlara kişi başına yaklaşık 3 bin dolar ödenecek, korsan içerikler imha edilecek ve süreç mahkeme onayına sunulacak. Bu uzlaşma, ABD’de bugüne kadar görülen en yüksek tutarlı telif hakkı toplu dava çözümlerinden biri olarak kayda geçti. Bu gelişme, yapay zekâ şirketlerinin eser sahiplerinin haklarını gözetmeden içerik kullanmasının maliyetini somut biçimde ortaya koydu.

Uluslararası ve Türk Hukukuna Etkileri
Anthropic davası yalnızca ABD ile sınırlı kalmadı; yapay zekâ ve telif hakkı arasındaki gerilimin küresel ölçekte nasıl yönetileceğine dair de bir işaret verdi. Google, OpenAI ve Meta gibi şirketler yayıncılarla yüksek bedelli lisans anlaşmaları yaparken, Anthropic’in lisanssız içerik kullanması büyük bir riskin altını çizdi.
Türk hukuku açısından da benzer sorunlar gündeme gelebilir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser sahibinin çoğaltma, yayma, temsil ve işleme haklarını açıkça koruma altına alıyor. Bir eserin izinsiz olarak yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılması, telif hakkı ihlali oluşturabilir. Türkiye’de yapay zekâya özgü bir düzenleme henüz bulunmasa da mevcut hükümler, bu tür ihlallerin önlenmesine elverişli bir zemin sunuyor.
Avrupa Birliği’nin 2019 tarihli Dijital Tek Pazar Direktifi (DSM Directive) de bu alanda yol gösterici nitelikte. Direktif, metin ve veri madenciliğine yalnızca sınırlı istisnalar tanıyor ve ticari amaçlı kullanımlarda lisans zorunluluğu getiriyor. Türkiye’nin AB müktesebatına uyum süreci çerçevesinde benzer bir düzenlemeyi benimsemesi bekleniyor. Böyle bir uyum, yapay zekâ ve telif hakkı ilişkisinde eser sahiplerinin korunmasını güçlendirecek ve lisanslama süreçlerini zorunlu hale getirecek.
Türk yargısının dijital korsanlık ve izinsiz içerik kullanımında katı bir yaklaşım benimsediği dikkate alındığında, Anthropic davasına benzer bir uyuşmazlık Türkiye’de gündeme geldiğinde mahkemelerin eser sahipleri lehine karar verme ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Bu açıdan yapay zekâ şirketleri, yalnızca maddi değil manevi tazminat riskleriyle de karşı karşıya kalabilir.
Sonuç
Anthropic davası, yapay zekâ şirketlerinin içerik kullanımı konusunda etik ve hukuki sınırları göz ardı etmesinin ciddi sonuçlar doğurduğunu ortaya koydu. Lisanssız içerik kullanımı yazarların emeğini değersizleştirdiği gibi milyar dolarlık tazminat risklerini de beraberinde getiriyor. Bu gelişme, fikri mülkiyet hukukunun yapay zekâ alanında ne kadar kritik olduğunu gösterdi.
Daha fazla bilgi için; gamze.kan@kyolegal.com
