Fon Kanunu TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

Fon Kanunu TBMM’de Kabul Edildi: Net Yatırım Tutarı, Ara Ödeme ve Yatırımcı Hakları

Kamuoyunda Fon Kanunu olarak bilinen “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”, 22 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi. Dokuz maddelik düzenleme, Sermaye Piyasası Kurulunun (“SPK” veya “Kurul”) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen 131 yatırım fonunu ve bu fonlardaki yaklaşık 455 bin pay sahibini doğrudan ilgilendiriyor. Kanun henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadı; ancak yatırımcının tasfiyeden ne alacağı, ödemelerin hangi ölçüye göre yapılacağı ve kimlerin ödemeden dışlanacağı artık büyük ölçüde belirginleşmiş durumda.

Bu yazıda KYO Legal Hukuk Bürosu olarak Fon Kanunu’nun getirdiği net yatırım tutarı sistemini, 1 milyon TL’lik ara ödemeyi, Genel Kurulda eklenen TEFAS blokeli pay (PBLK) düzenlemesini, TMSF eliyle yürütülecek tahsilatı ve yatırımcıların başvurabileceği hukuki yolları değerlendiriyoruz. Değerlendirmelerimiz; 9 Ekim 2026 tarihli teklif metnine, Plan ve Bütçe Komisyonunda ve Genel Kurulda yapılan ve kamuoyuna açıklanan değişikliklere dayanmaktadır. Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai metin esas alınarak yazımız güncellenecektir.

Fon Kanunu TBMM Genel Kurulunda Kabul Edildi: Süreç Nerede?

Teklif 9 Ekim 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu, 14 Ekim 2026 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi ve 22 Ekim 2026 akşamı Genel Kurulda yasalaştı. Komisyon aşamasında isteğe bağlı iadenin hesaplama ölçütü değiştirildi. Genel Kurulda ise AK Parti grubunun verdiği önergeyle, TEFAS üzerinden verilen ancak gerçekleşmeyen talimatlar nedeniyle payları bloke edilen yatırımcılara ilişkin yeni bir cümle metne eklendi.

Anayasa’nın 89. maddesine göre Cumhurbaşkanı, TBMM’de kabul edilen kanunları on beş gün içinde yayımlar veya bir kez daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderir. Fon Kanunu, Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girecek; ancak hükümleri 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanacaktır. Yayım tarihi, aynı zamanda Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılması için öngörülen altmış günlük sürenin de başlangıcı olacaktır.

Fon Kanunu Yatırımcılar İçin Ne Getiriyor? 7 Kritik Nokta

1. Kapsam yalnızca tasfiyedeki fonlarla sınırlı. Fon Kanunu, 17 Eylül 2026 tarihli Kurul kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlara uygulanacak. Diğer yatırım fonları için genel veya sürekli bir rejim kurulmuyor.

2. Nakit yetmezse ödeme ölçüsü “net yatırım tutarı” olacak. Tasfiyeden elde edilen nakit, payların tasfiye kararından önceki günkü toplam değerini karşılamazsa yatırımcıya, fona fiilen yatırdığı ve fondan çektiği tutarların enflasyona göre güncellenmesiyle bulunan tutar esas alınarak ödeme yapılacak.

3. Ara ödeme tavanı 1.000.000 TL. Kurulun belirleyeceği fonlarda, nihai ödemeden mahsup edilmek üzere en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek.

4. TEFAS’ta blokeli paylar tasfiyeye dahil edildi. 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilen ancak gerçekleşmeyen talimatlar nedeniyle payları bloke edilenler, fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye hükümlerine tabi olacak.

5. Olağan getiriyi aşan kazançlar için isteğe bağlı iade. Gerçeğe aykırı değerler üzerinden fondan çıkanlar, enflasyonla güncellenmiş tutarı aşan kazançlarını gönüllü olarak iade edebilecek.

6. Fondan çıkarılan değerler için şahsi sorumluluk ve TMSF tahsilatı. Önce portföy yönetim şirketi (“PYŞ”), ondan tahsil edilemezse Kurulca belirlenen kişiler şahsen sorumlu olacak; alacak, TMSF tarafından amme alacağı usulüyle takip edilecek.

7. Fiillere katılanlar ödeme alamayacak. Piyasa bozucu eylem, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığına katıldığı Kurulca tespit edilenler, tasfiyeden ve geri kazanım hesabından ödeme alamayacak.

Fon Kanunu’nun Kapsamı: Hangi Fonlar, Hangi Yatırımcılar?

Kanunun uygulanacağı fonlar

Fon Kanunu’ndaki “fon” tanımı iki koşula bağlanmıştır: Fonun tasfiyesine Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla karar verilmiş olması ve tasfiyenin Kanunun yayımı tarihinde henüz tamamlanmamış olması. Bu nedenle Fon Kanunu yayımlanmadan önce tasfiyesi biten bir fon, tanım gereği kapsam dışında kalacaktır.

Bu ayrımın pratik karşılığı küçük değildir. Hazine ve Maliye Bakanının 20 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre 131 fondan 66’sının tasfiyesi tamamlanmış ve 45.747 hesaba toplam 40,8 milyar TL ödeme yapılmıştır. Bu fonların yatırımcıları mevcut mevzuata göre, yani payları oranında ödeme almıştır. Tasfiyesi süren fonların yatırımcıları ise net yatırım tutarı sistemine tabi olacaktır.

Fon pay sahipliği nasıl tespit edilecek?

Fon pay sahibi, tek bir kurumun kaydına göre değil; Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank, TEFAS, portföy saklama kuruluşları, dağıtım kuruluşları ve tasfiye ile görevli kuruluşların kayıtları arasında yapılacak mutabakat sonucunda belirlenecektir. Pay sahipliği fon ve hesap bazında tespit edilecektir. Genel Kurulda eklenen cümleyle, TEFAS işlem blokaj alt hesabında (PBLK) payları bulunan yatırımcılar da açıkça bu tanımın içine alınmıştır.

17 Eylül 2026’dan geçerli olmanın anlamı

Fon Kanunu yayımı tarihinde yürürlüğe girecek, ancak tasfiye kararının alındığı 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olacaktır. Bu, tasfiye başladıktan sonra çıkarılan kuralların tasfiye kararı tarihine kadar geriye yürütülmesi demektir. Madde gerekçesinde bu tercihe ilişkin ayrı bir açıklama bulunmamaktadır. Geriye yürümenin özellikle dağıtım kuralı ve şahsi sorumluluk bakımından doğurduğu sorunları aşağıda ayrıca ele alıyoruz.

Tasfiye Süreci SPK Gözetiminde Nasıl Yürütülecek?

Tasfiye, Kurulun gözetim ve denetiminde tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecektir. Kurul; tasfiyenin aşamalarını, varlıkların tespiti ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, ara ve nihai ödemeyi ve dağıtım sırasını belirlemeye yetkilidir. Tasfiye ile görevli kuruluşlar, mümkün olan en yüksek ekonomik değeri elde etmek için gerekli özeni göstermekle yükümlüdür.

Borsada oluşan fiyatın varlığın gerçek değerini yansıtmadığı veya tasfiyeyi geciktireceği Kurulca belirlenirse; geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi ve geçici farklı fiyat marjı gibi yöntemlere başvurulabilecektir. Kurul, Borsa dışında satışa da onay verebilecek ve bu yolla varlık satın alanlara belirli bir süre Borsada satış yasağı getirebilecektir.

MKK, Takasbank, Borsa İstanbul, Türkiye Bankalar Birliği, PYŞ’ler ve saklama kuruluşları, Kanunun uygulanması için gereken bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve TMSF’ye gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak; özel mevzuattaki sır saklama hükümlerine dayanarak bilgi vermekten kaçınamayacaktır.

Net Yatırım Tutarı Nedir, Nasıl Hesaplanır?

Hesaplama yöntemi

Fon Kanunu’nun yatırımcılar bakımından en belirleyici hükmü net yatırım tutarıdır. Fon varlıklarının satışıyla elde edilen dağıtılabilir nakit, payların tasfiye kararından bir önceki gün sonundaki fiyatla hesaplanan toplam değerini karşılamazsa, ödemelerde pay sahibinin net yatırım tutarı dikkate alınacaktır.

Net yatırım tutarını MKK hesaplayacaktır. Yatırımcının fona yaptığı her nakit girişi ve fondan her nakit çıkışı, tasfiye tarihine kadar TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınarak ve kıstelyevm usulüyle güncellenecektir. Çıkışlar, “ilk giren ilk çıkar” esasına göre girişlerden düşülecektir. Gerekçeye göre bu tutar, yatırımcının nihai alacağını belirleyen yeni bir alacak değil; nakdin yetersiz kaldığı aşamada ödemeler için bir üst sınır ve dağıtım ölçütü niteliğindedir.

Örnek: Erken giren ve geç giren yatırımcı

Bir fonda yalnızca iki yatırımcı bulunduğunu varsayalım. A, fona yıllar önce 100.000 TL yatırmış ve payları tasfiye kararından önceki gün 400.000 TL değerindedir; enflasyon güncellemesi %40 kabul edildiğinde net yatırım tutarı 140.000 TL’dir. B ise fiyatların yükseldiği dönemde 400.000 TL yatırmış, payları 250.000 TL değerindedir; güncelleme %5 kabul edildiğinde net yatırım tutarı 420.000 TL’dir. Fon varlıklarının satışından yalnızca 325.000 TL elde edildiğini varsayalım. Oranlar tamamen varsayımsaldır.

YatırımcıYatırılan (TL)Önceki gün değeri (TL)Net yatırım (TL)Payı oranında dağıtım (TL)Net yatırım oranında dağıtım (TL)En düşükten başlama (TL)
A100.000400.000140.000200.00081.250140.000
B400.000250.000420.000125.000243.750185.000
Toplam500.000650.000560.000325.000325.000325.000

Mevcut mevzuata göre tasfiye bakiyesi payları oranında dağıtılır ve A 200.000 TL, B 125.000 TL alır. Kurulun nakdi net yatırım tutarları oranında dağıtmayı belirlemesi hâlinde A’nın payı 81.250 TL’ye düşer, B’ninki 243.750 TL’ye çıkar. Kurul net yatırım tutarı en düşük olandan başlamayı seçerse A 140.000 TL, B kalan 185.000 TL’yi alır. Örnek iki sonucu açıkça göstermektedir: Erken girip değer artışı elde eden yatırımcının bu artışı, gerçeğe aykırı fiyatlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın enflasyonla sınırlanabilmekte; aynı nakit için yatırımcının ne alacağı ise büyük ölçüde Kurulun seçeceği yönteme bağlı kalmaktadır.

Hukuki değerlendirme: Tasfiye başladıktan sonra kuralın değişmesi

Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) m.53 ve Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği uyarınca tasfiye bakiyesi katılma payı sahiplerine payları oranında dağıtılır. SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli tasfiye esasları da aynı ilkeyi benimsemişti. Fon Kanunu ise tasfiye başladıktan sonra dağıtım ölçüsünü değiştirmekte ve bu değişikliği tasfiye kararı tarihine kadar geriye yürütmektedir.

Henüz ödenmemiş bir tasfiye bakiyesi bakımından kazanılmış hak iddiası tartışmalı olabilir; ancak kuralları belirlenmiş bir dağıtımın sonradan yatırımcıların bir kısmı aleyhine değiştirilmesi, hukuki güvenlik ilkesi ve Anayasa m.35’te güvence altına alınan mülkiyet hakkı bakımından ciddi bir sorundur. Düzenleme, değer artışının gerçeğe aykırı fiyatlardan mı yoksa olağan piyasa hareketlerinden mi kaynaklandığını ayırt etmemektedir. Gerçeğe aykırı fiyatların arındırılarak değerleme yapılması gibi daha hafif bir araç varken bütün yatırımcılara aynı sınırın uygulanması, ölçülülük ilkesi bakımından tartışmaya açıktır.

Ayrıca Fon Kanunu, net yatırım tutarının hesabını yalnızca girişlerin çıkışlardan fazla olduğu durum için tarif etmektedir. Fondan yatırdığından fazlasını çekmiş, ancak hâlâ pay sahibi olan yatırımcının durumu açıkça düzenlenmemiştir. Lafız, bu yatırımcının nakit yetersizliği aşamasında hiç ödeme alamayacağı yorumuna elverişlidir.

Fon Kanunu Kapsamında 1 Milyon TL Ara Ödeme

Kurulca belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından ve nihai ödemeden mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılabilecektir. Net yatırım tutarı 1.000.000 TL’nin altında olan yatırımcıya bu tutar kadar, 1.000.000 TL ve üzerinde olana en fazla 1.000.000 TL ödenecektir. Ara ödeme, enflasyon güncellemesi uygulanmadan hesaplanan net yatırım tutarını ve para piyasası fonları dışında, hesaptaki payların önceki gün sonundaki değerini aşamayacaktır.

Nakit yetmezse Kurul, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcının tam yararlanması amacıyla net yatırım tutarı en düşük olandan başlayarak ödeme yapılmasına ve/veya bütün pay sahipleri için asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesine karar verebilecektir. Ara ödeme karşılığında pay iadesi alınmayacak, paylar nihai ödeme sırasında iade edilecektir.

Uygulamada önem taşıyan bir belirsizlik devam etmektedir: 1 milyon TL tavanı fon bazında mı, kişi bazında mı uygulanacak? Kanun metni ve fon-hesap bazlı pay sahipliği tespiti fon bazında uygulamayı desteklemekte; SPK da 1 Ekim 2026 tarihli ara ödeme duyurusunda tavanın “her bir fon için ayrı ayrı” uygulanacağını açıklamıştır. Buna karşın gerekçedeki “kişi başına azami” ifadesi tereddüde yol açmaktadır. Birden fazla fonda yatırımı bulunan yatırımcılar için bu fark, ara ödemenin iki katına çıkıp çıkmaması anlamına gelebilir.

TEFAS’ta Blokeli Paylar (PBLK): Genel Kurulda Yapılan Değişiklik

Genel Kurulda kabul edilen önergeyle Fon Kanunu’nun 3. maddesinin 5. fıkrasına yeni bir cümle eklenmiştir. Buna göre 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilen, ancak fonun temerrüdü ve/veya fon fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatlar sebebiyle katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla Kanundaki tasfiye hükümlerine tabi olacaktır.

SPK, 22 Ekim 2026 tarihli açıklamasında SPKn m.79’daki takasın kesinliği ilkesine değinerek tamamlanmış takas işlemlerinin geri alınamayacağını, ancak TEFAS’a verilen satış talimatının veya PBLK kaydının tek başına takasın başladığı ya da tamamlandığı anlamına gelmediğini belirtmiştir. Kurula göre takas, nakdin yatırımcı hesabına aktarılması ve pay kaydının kaldırılmasıyla tamamlanır; takası tamamlanmamış talimatlar diğer pay sahipleriyle eşit koşullarda değerlendirilecek ve PBLK kaydı bulunanlar ayrı bir yatırımcı grubu oluşturmayacaktır.

Değerlendirmemiz: SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli tasfiye esaslarında, TEFAS üzerinden verilip gerçekleştirilemeyen iade talimatlarının karşılığının fona borç olarak yazılacağı ve tasfiyede elde edilen nakitle öncelikli olarak ödeneceği öngörülmüştü. Genel Kurul değişikliği ve SPK açıklaması birlikte okunduğunda, bu yatırımcıların öncelikli alacaklı konumundan çıkarılarak net yatırım tutarı sistemine tabi diğer pay sahipleriyle aynı sıraya alındığı anlaşılmaktadır. Tasfiye esaslarıyla tanınmış bir önceliğin geriye etkili bir kanun hükmüyle ortadan kaldırılması, hukuki güvenlik ilkesi ve mülkiyet hakkı bakımından bu yatırımcılar yönünden sorunu daha da ağırlaştırmaktadır. Muhalefet de Genel Kurul görüşmelerinde düzenlemenin takasın kesinliği ilkesiyle çeliştiğini ileri sürmüştür. PBLK kaydı bulunan yatırımcıların talimat tarihlerini, TEFAS ve aracı kurum kayıtlarını ve MKK hesap dökümlerini şimdiden muhafaza etmesini öneriyoruz.

Olağan Getiriyi Aşan Kazançların İsteğe Bağlı İadesi

Fon Kanunu iki ayrı isteğe bağlı iade düzenlemektedir. İlki, paylarını tasfiye tarihine kadar fona iade ederek ödeme almış kişilere ilişkindir. Komisyonda yapılan değişiklikle bu kişiler, fona yaptıkları nakit giriş ve çıkışlarının TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden güncellenmesiyle bulunan tutarı aşan getirilerini Kurulca ilan edilecek hesaplara gönüllü olarak iade edebilecektir. İlk metinde öngörülen “emsal fon getirisi” ölçütü bu suretle enflasyona dayalı bir ölçüte dönüştürülmüştür.

İkincisi, fon portföyünde yer alan ve Kurulca SPKn’nin ilgili hükümlerine konu edilen paylardan kazanç elde eden kişilere ilişkindir. Bu kişiler, alım maliyetinin aynı yöntemle güncellenmesiyle bulunan tutarı aşan getirilerini “genel hisse iade hesabı”na aktarabilecektir. Hesaplama dönemi, yöntemi ve uygulama esasları Kurulca belirlenecektir.

Gerekçeye göre iade bir af veya ibra mekanizması değildir; borç ikrarı veya sorumluluk kabulü anlamına gelmez. Ancak Fon Kanunu, iade edilen tutarın kişinin şahsi sorumluluğundan veya genel hükümlere göre doğabilecek borcundan mahsup edilip edilmeyeceğini düzenlememektedir. Bu nedenle iade, iade eden kişi bakımından bir hukuki güvence sağlamamakta; fonda kalan yatırımcılar bakımından da öngörülebilir bir geri kazanım kaynağı oluşturmamaktadır.

Fondan Çıkarılan Değerler, Şahsi Sorumluluk ve TMSF Tahsilatı

Fon Kanunu, fon zararını geniş tanımlamaktadır. Mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amaç bulunmaksızın; kredi, borç, avans, teminat, temlik, repo, ters repo ve benzeri işlemlerle ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler veya üçüncü kişiler lehine fondan çıkarılan değerler, hukuka aykırı çıkarılmış değer sayılacaktır.

Bu zarardan öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan PYŞ sorumludur. Tutar PYŞ’den tahsil edilemez ya da edilemeyeceği açıkça belli olursa, zararın oluşumunda sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bunlarla birlikte hareket edenler şahsen sorumlu olacaktır. Görevden ayrılmak sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Kurul, her fon için zarar tutarını ve sorumluları TMSF’ye bildirecek; TMSF, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip ve tahsil yapacaktır. Bu kapsamdaki davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir.

Mevcut düzende, kolektif yatırım kuruluşlarından örtülü kazanç aktarımı Kurulca tespit edildiğinde tutarın iadesi istenir; iade edilmezse Kurulun dava açması gerekir (SPKn m.21 ve m.94). Fon Kanunu ise özel hukuk niteliğindeki bir tazminat sorumluluğunu mahkeme kararı yerine idari tespitle kurmakta ve kamu alacağı gibi doğrudan icra etmektedir. Tespit için bildirim veya savunma usulü öngörülmediğinden ilgili kişi, sorumluluğunu ilk kez ödeme emriyle öğrenebilecektir. Bu yapı, Anayasa m.36’daki hak arama hürriyeti bakımından tartışmaya açıktır. “Şeklen uygun” işlemlerin de kapsama alınarak Kanundan önceki işlemlere uygulanması ise Anayasa Mahkemesinin 6183 sayılı Kanunda geçmişe yönelik sorumluluğu artıran düzenlemeyi iptal ettiği kararıyla (E.2009/39, K.2011/68) birlikte değerlendirilmelidir.

Ödemeden Dışlanma ve Masumiyet Karinesi

SPKn m.104 (piyasa bozucu eylemler), m.106 (bilgi suistimali) veya m.107 (piyasa dolandırıcılığı) kapsamındaki fiillerin fonlar tarafından, fonlarla birlikte hareket edilerek veya fonların iştirakiyle işlenmesi hâlinde, bu fiillere katıldığı Kurulca tespit edilenlere tasfiyeden ve geri kazanım hesabından hiçbir ödeme yapılmayacaktır. Hükmün lafzına göre yasak, kişinin fona fiilen yatırdığı tutarı da kapsamaktadır.

Bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı birer suçtur ve bu suçların işlenip işlenmediğine ceza mahkemesi karar verir. SPKn m.84/3, yatırımcı tazmininde dahi yalnızca mahkûm olanların ilgili alacaklarını tazmin dışında tutmakta, hakkında suç duyurusu bulunanların ödemelerini ise kesin hükme kadar durdurmaktadır. Fon Kanunu ise bütün ödemeleri kapsayan kesin dışlanmayı mahkûmiyete değil, idari tespite bağlamaktadır. Anayasa m.38/4 ve Anayasa Mahkemesinin masumiyet karinesinin idari makamları da bağladığını vurgulayan içtihadı (E.2023/25, K.2024/139) karşısında hüküm, özellikle suç niteliğindeki fiiller bakımından ciddi bir anayasal sorun taşımaktadır.

Elkoyma, Müsadere ve Geri Kazanım Hesabı

Fon Kanunu’nun bu bölümü yatırımcılar lehine önemli hükümler içermektedir. Ceza soruşturmasında elkonulan ve fona doğrudan iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları fona veya geri kazanım hesabına iade edilecektir. Fona devredilemeyen malvarlığı için TMSF kayyım olarak atanabilecek ve dava sonucunu beklemeden bu varlıkları satabilecektir. Fon zararıyla bağlantısı mahkemece belirlenen müsadere konusu değerler Hazineye değil, ilgili fona veya geri kazanım hesabına aktarılacaktır.

Geri kazanım hesabı TMSF nezdinde, her fon için ayrı alt hesaplarda tutulacak; bu tutarlar başka amaçla kullanılamayacak, kamu alacakları için dahi haczedilemeyecektir. Tasfiye tamamlandıktan sonra bu hesaptan yapılacak ödemeler YTM aracılığıyla ve net yatırım tutarına göre değil, katılma payı sahipliği oranında yapılacaktır. Öte yandan dava sonucu beklenmeden satılan bir malvarlığının yargılama sonunda suçla bağlantısız çıkması hâlinde, sahibinin hakkının hangi kaynaktan karşılanacağı Kanunda düzenlenmemiştir.

Fon Kanunu’na Yönelik Anayasal Tartışmalar

Fon Kanunu’nun yasalaşması, yatırımcıların hakları bakımından sonucun kesinleştiği anlamına gelmemektedir. Kanun; belirli bir tarihte alınmış idari kararlara konu belirli fonlara özgü olması ve aynı türden zarara uğrayan yatırımcıları yalnızca tasfiyenin hızına göre farklı kurallara tabi tutması nedeniyle genellik ve eşitlik ilkeleri, dağıtım kuralını tasfiye başladıktan sonra değiştirip geriye yürütmesi nedeniyle hukuki güvenlik ve mülkiyet hakkı, sorumluluğu mahkeme yerine idari tespitle kurması nedeniyle hak arama hürriyeti, mahkûmiyet aramaksızın ödemeden dışlaması nedeniyle masumiyet karinesi bakımından tartışma doğurmaktadır.

Bunlara ek olarak ödeme yöntemi, ödeme sırası ve tespit usulleri gibi yatırımcının ne alacağını doğrudan belirleyen temel tercihler büyük ölçüde Kurula bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi, temel hakların sınırlandırılmasında çerçevenin kanunla çizilmesini aramakta ve bu yapılmadan yürütmeye geniş bir düzenleme yetkisi tanınmasını yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmaz bulmaktadır (E.2022/43, K.2022/81). Komisyon ve Genel Kurulda yapılan değişiklikler bu tartışmalara konu hükümlere dokunmamıştır.

Fon Kanunu Karşısında Yatırımcılar Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?

Anayasa Mahkemesinde iptal davası. Bu davayı Cumhurbaşkanı, TBMM’de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu veya üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri, Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altmış gün içinde açabilir. Yatırımcıların bu davayı doğrudan açma imkânı bulunmamaktadır.

Somut norm denetimi. Kurulun ödeme yöntemine, ödemeden dışlanmaya veya tasfiye işlemlerine ilişkin kararlarına karşı açılacak davalarda Fon Kanunu hükümlerinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülebilir. Mahkeme iddiayı ciddi bulursa meseleyi Anayasa Mahkemesine taşır. Yatırımcılar açısından en etkili yol budur.

İdari dava ve ödeme emrine itiraz. Kurulun Fon Kanunu uyarınca alacağı kararlar idari işlemdir ve kural olarak altmış gün içinde idari yargıda dava konusu edilebilir. TMSF tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında düzenlenecek ödeme emirlerine karşı ise tebliğden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmesi gerekir. Bu sürelerin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Bireysel başvuru. Olağan kanun yolları tüketildikten sonra özellikle mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilecektir.

Genel hükümlere göre talepler. Fon Kanunu, yatırımcıların PYŞ, portföy saklama kuruluşu ve aracı kurumlara karşı genel hükümlerden doğan taleplerini ortadan kaldırmamaktadır. Ancak bu yollardan elde edilecek tutarların nihai ödemede mahsup edileceği dikkate alınarak strateji belirlenmelidir.

Fon Kanunu Hakkında Sık Sorulan Sorular

Fon Kanunu yürürlüğe girdi mi?

Hayır. Fon Kanunu 22 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir; Cumhurbaşkanınca onaylanıp Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girecek ve 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olacaktır.

Net yatırım tutarı alacağımı azaltır mı?

Fona erken girip yüksek değer artışı elde ettiyseniz, nakit yetersizliği aşamasında alacağınız tutar enflasyon güncellemesiyle sınırlanabilir. Sonuç, büyük ölçüde Kurulun seçeceği ödeme yöntemine bağlıdır.

Ara ödeme en fazla ne kadar olacak?

Fon Kanunu’na göre ara ödeme en fazla 1.000.000 TL’dir ve endekslenmemiş net yatırım tutarınızı, para piyasası fonları dışında ise hesabınızdaki payların değerini aşamaz.

TEFAS’taki satış talimatım gerçekleşmedi; öncelik hakkım var mı?

Genel Kurulda eklenen hüküm ve SPK açıklamasına göre takası tamamlanmamış talimatlar nedeniyle payları bloke edilenler diğer pay sahipleriyle eşit koşullarda değerlendirilecektir. Tasfiye esaslarında tanınan önceliğin bu şekilde ortadan kalkması hukuki itiraza konu edilebilir.

Fon Kanunu’na karşı dava açabilir miyim?

Kanunun kendisine karşı doğrudan iptal davası açamazsınız; ancak Kanuna dayanılarak hakkınızda verilen Kurul kararlarına veya ödeme emirlerine karşı dava açabilir ve bu davada Kanunun Anayasa’ya aykırılığını ileri sürebilirsiniz.

KYO Legal ile Haklarınızı Değerlendirin

Fon Kanunu’nun uygulamadaki etkisi, Kurulun belirleyeceği usul ve esaslara ve her yatırımcının kendi işlem geçmişine göre farklılaşacaktır. Net yatırım tutarı hesabınızın kontrol edilmesi, PBLK kaydınızın ve talimat geçmişinizin değerlendirilmesi, Kurul kararlarına ve ödeme emirlerine karşı süresinde başvuru yapılması ile PYŞ, saklama kuruluşu ve aracı kurumlara karşı taleplerin planlanması konularında KYO Legal Hukuk Bürosu olarak sermaye piyasası ve yatırım fonları alanındaki ekibimizle destek sağlamaktayız. Güncel gelişmeler için Kurulun duyurularını SPK resmî internet sitesi üzerinden de takip etmenizi öneririz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve hukuki görüş niteliğinde değildir. Değerlendirmeler, Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai metni ve Kurulun uygulama kararları doğrultusunda değişebilir.