iştirak nafakası nedir

İŞTİRAK NAFAKASI (ÇOCUK İÇİN NAFAKA) NEDİR?

Nafaka Nedir?

Nafaka, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen şartların varlığı halinde, boşanma avukatı aracılığıyla girişilen mahkeme süreci sonunda alınan kararla bir eşin, diğer eşe veya bir yakınına ödemesi gereken maddi destektir. Bu tanım, nafakanın yalnızca boşanan çiftler arasında değil, genel olarak hukuki uygulamalarda da geçerli olduğunu göstermektedir.

Türk Medeni Kanunu’nda dört farklı nafaka türü mevcuttur:

  • Tedbir nafakası
  • Yoksulluk nafakası
  • İştirak nafakası
  • Yardım nafakası

İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine, ergin olmayan çocuk lehine herhangi bir talep olmaksızın da hakim tarafından hükmedilen bir nafaka çeşididir. Bu tür nafakada, eşlerin kusur durumu dikkate alınmaz. Temel amaç, velayeti kendisine verilmeyen eşin mali durumuna göre, ergin olmayan çocuğun bakımı, sağlık, barınma, eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmaktır.

İştirak nafakası, boşanmış eşlerin müşterek çocuğu için hükmedilir ve Türk Medeni Kanunu’nun 182. Maddesinde düzenlenmiştir;

“Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

İştirak nafakasına boşanma davası sonunda hükmedilebileceği gibi sonrasında iştirak nafakası davası açılarak da talep edilebilir. İştirak nafakası güncel enflasyon be ekonomik koşullara uyarlanması amacı ile ayrıca dava açılabilir. 

Boşanma davasının açılması ile dava esnasında da nafakaya hükmedilebilir. Dava kesinleşmeden hükmedilen bu nafaka tedbir nafakasıdır ve hukuki nitelik olarak iştirak nafakasından farklıdır. Ancak tedbiren verilmiş bu nafaka da çocuk için ödenen bir nafakadır. Dava aşamasında hükmedilmiş olan tedbir nafakası daha sonrasında iştirak nafakasına dönüşerek ödenmeye devam edilir. 

İştirak nafakası, yoksulluk nafakasından ayrı olarak boşanan tarafların ekonomik durumuna göre değil çocuğun durumuna göre verilir. Bu yazımızda iştirak nedir, çocuk için nafaka nedir, 2024 nafaka hesaplama gibi başlıklara değineceğiz.

İştirak nafakasının ana hedefi, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak ve onun yaşam standardını, aile bütünlüğünün bozulmadığı dönemdeki düzeyde korumaktır. Bu şekilde, çocuğun en iyi çıkarı ilkesi de dikkate alınmış olur. Aslında, ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele alacağımız gibi, iştirak nafakası çocuğun en iyi çıkarını koruduğu için kamu düzenine ilişkin bir konudur.

Mahkeme, boşanma veya ayrılık davası sırasında çocuklar için tedbir nafakası kararı vermişse, bu tedbir nafakası, boşanmanın kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası olarak devam edebilir. Çocuğun en iyi çıkarını göz önünde bulundurmakla birlikte, iştirak nafakasında da hakimin talebe dayalı olarak hareket edeceği unutulmamalıdır.

İştirak Nafakası Nedir

İştirak Nafakası Kime Ödenir?

Çocuk için ödenen iştirak nafakası; çocuğa bakmakla yükümlü olan velayet sahibine ödenmektedir. Uygulamada çoğunlukla bu kişi annedir. Ancak aksi durumlar da elbette olabilir. İştirak nafakasının banka aracılığı ile ödenmesi ispat için önemlidir. Ödendiği ispat edilemeyen iştirak nafakası için sonrasında icra takibi başlatılabilir ve cebri icra- haciz işlemleri uygulanabilir. 

İştirak nafakası, çocuğun yaşam masraflarına geliri oranında katkı sağlamak amacıyla ödenen bir nafaka türüdür. Bu nafakayı talep edebilecek kişiler şu şekildedir:

Ergin olmasa da ayırt etme yeteneğine sahip olan çocuk bizzat kendisi.

Çocuğun bakımını üstlenmiş olan vasi veya kayyum.

Çocuğun velayeti veya geçici velayeti kendisine verilmiş olan ve çocuğun giderlerini karşılayan anne veya baba.

Boşanma durumunda, iştirak nafakası talebi, tarafların kusur durumuyla ilişkilendirilmez. Dolayısıyla, bir eş diğerini aldatmış olsa bile, müşterek çocuğun velayetini alan eş, diğer eşten iştirak nafakası talep edebilir.

İştirak nafakası genellikle çocuğun kayıtlı ebeveyni tarafından ödenir. Bu nedenle, nafaka talep eden kişiler, nüfus kaydında babası olarak geçen kişiden, biyolojik baba olmasa bile iştirak nafakası talep edebilirler. Ayrıca, evlilik dışı doğmuş ve soybağı belirlenmemiş çocuklar için iştirak nafakası talebinde bulunan anneler veya davacılar, biyolojik babayı tanımıyorsa babalık davası açabilirler.

Nafaka İçin Talep Zorunlu Mudur?

Çocuk nafakası olarak da bilinen iştirak nafakası boşanmanın ferilerinden olan bir nafaka çeşididir. Boşanma davası açılırken talep edilmemiş olsa bile iştirak nafakası dava devam ederken her aşamada harç ödenmeksizin talep edilebilir. 

Anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemiş olsa dahi çocuk için nafaka boşanma davasının sonuçlanmasının ardından nafaka davası ile talep edilebilir. Çok düşük hükmedilen nafaka ise yine dava yoluyla arttırılabilir. 

Yoksulluk nafakasından farklı olarak, iştirak nafakası talep etmek için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Müşterek çocuk 18 yaşına gelene kadar iştirak nafakası talebiyle dava açılabilir, çünkü iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir.

Ancak, müşterek çocuğun 18 yaşını doldurmasının ardından geçen süre için iştirak nafakası talep edilemez. Bu sebeple, boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemişse, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra derhal iştirak nafakası talebinde bulunulması gerekmektedir.

Ayrıca, iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin olması ve çocuğun üstün yararını ilgilendirmesi nedeniyle, çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemiş olsa bile hakim tarafından iştirak nafakasına hükmedilebilir.

İştirak Nafakası Nasıl Alınır?

İştirak Nafakası Nasıl Alınır

İştirak nafakası; anlaşmalı ya da çekişmeli boşanma davasında talep edilebileceği gibi sonrasında iştirak nafakası davası açılarak da talep edilebilir. İştirak nafakasına hükmedildiğinde hükmedilen taraf bu meblağı ödemek durumundadır. İştirak nafakasının ödenmemesi halinde nafaka icraya konulabilir. Nafaka ödemesi mahkeme kararı ile hükmedilmiş olduğundan icra emrine itiraz edilemez. İcra emrine rağmen ödeme yapılmazsa ödemesi gereken tarafın banka hesaplarına ve mal varlığına haciz konulabilir. Fiili haciz işlemi uygulanmak suretiyle evine hacze gidilebilir. İştirak nafakasının hakkaniyete aykırı şekilde yüksek hükmedildiğine karar verilmesi ve nafakanın düşürülmesi için dava açılabilir ancak müşterek çocuk 18 yaşını doldurana dek tamamen kaldırılamaz. 

İştirak Nafakası Ne Zaman Alınır? 

Boşanma davasında, iştirak nafakası talebi, boşanma kararıyla birlikte hâkim tarafından karara bağlanabilir. Ancak Yargıtay, iştirak nafakasının boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlaması gerektiğini söylemektedir. Bazı durumlarda velayet kararının kesinleştiği tarihi başlangıcıdır. Çünkü boşanma kesinleşmiş olabilir ancak velayet gibi diğer konular hala mahkemede olabilir. Yargıtay’a göre, boşanma kararı kesinleştiğinde, varsa ortak çocuk için belirlenen tedbir nafakası sona erer. Boşanma kararı kesinleşene kadar diğer konuların kesinleşmemesi durumunda, çocuğa fiilen bakım sağlayan tarafa katkıda bulunulmalıdır. 

Velayet davasının sonucunda, çocuk için tedbir ve iştirak nafakası kararı verilirse, tedbir nafakası çocuğun fiilen davalıya teslim edildiği tarihten, iştirak nafakası ise velayetin değiştirilmesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren geçerli olmalıdır. Eğer çocuk dava tarihinden önce davalıyla birlikte yaşıyorsa, tedbir nafakası dava tarihinden başlar.

İştirak nafakası bağımsız bir dava ile istenirse, Yargıtay’a göre bu nafaka davası, kanundan doğan bir alacağın belirlenmesi niteliğindedir ve hükümde nafakanın dava tarihinden başlaması gerekmektedir. İştirak nafakası için talep tarihine dair herhangi bir açıklama yapılmamış olsa bile, hâkim tarafından dava tarihinden geçerli olmak üzere karar verilmelidir. Nafakanın artırılması istenirse, artırım dava tarihinden itibaren uygulanmalıdır.

Eğer ortak çocuk boşanma davası devam ederken doğmuşsa, tedbir nafakası doğum tarihinden boşanma kararının kesinleşmesine kadar, iştirak nafakası ise boşanma kararının kesinleşmesinden sonra başlar.

Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra doğan bir çocuk için, çocuğa fiilen bakmayan ebeveyn iştirak nafakası isteyebilir. Bu durumda, hâkim tarafından doğum tarihinden değil, davanın açıldığı tarihten itibaren iştirak nafakasına hükmedilmelidir. İştirak nafakası, dönemsel olarak (aylık) varlık kazanıp işleyen bir alacak hakkıdır. Önceden boşanma davasıyla iştirak nafakası talep edilmemiş olsa bile, alacak hakkı sona erene kadar her zaman bağımsız bir dava ile istenebilir.

İştirak Nafakası Ne zaman Biter? 

Nafaka ilişkilerinde ölüm, erginlik, evlatlık verilme ve feragat gibi durumlar önemli etkenlerdir. Öncelikle, nafaka alacaklısının, nafaka borçlusunun veya çocuğun ölümü durumunda iştirak nafakasının sona ereceği belirtilmektedir. Nafaka alacaklısının ölümü, iştirak nafakasının ileriye yönelik olarak sona ermesine neden olur. Çünkü bu durumda çocuğun bakım ve eğitimi başka bir kişi veya devlet tarafından karşılanacaktır.

Erginlik durumu da iştirak nafakasını etkileyen bir faktördür. Ortak çocuğun ergin olmasıyla yani 18 yaşını geçmesiyle birlikte, velayet hakkına sahip olan taraf iştirak nafakasını talep edemez. Ancak, çocuğun velayet hakkına sahip olan ebeveynin ölümü durumunda, çocuk mirasçı sıfatıyla birikmiş iştirak nafakasını talep edebilir.

Evlatlık verilme durumu da ele alınmıştır. Biyolojik ana-baba hakları evlat edinenin sorumluluğuna geçer. Ancak, evlat edinenin mali durumuna bağlı olarak, biyolojik ana-babanın sorumluluğu devam edebilir.

Feragat konusu da önemlidir. Feragat, bir hakkın kendi isteğiyle vazgeçilmesidir. İştirak nafakası konusunda, davacının dava sürecinde feragatte bulunup bulunamayacağı tartışmalıdır. Yargıtay’da bu konuda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bazı durumlarda, iştirak nafakası talebinde bulunulmaması, feragat olarak kabul edilebilir. Ancak, bu durum mevcut olmayan iştirak nafakası için geçerli değildir.

İştirak Nafakası Miktarı Ne Kadardır?

İştirak Nafakası miktarı nasıl belirlenir? 1 çocuğun nafakası ne kadardır? 2 Çocuğun Nafakası ne kadardır ve 2024 yılı için nafaka nasıl hesaplanır? Bu kısımda bu sorulara yanıt bulmaya çalışacağız.

Türk Medeni Kanunu’nun 182/2. maddesine göre, velayet hakkına sahip olmayan eşin, çocuğun masraflarına maddi durumuna göre katılması gerekmektedir. Bu düzenleme, velayet hakkı verilen eşin diğer eşten alacağı katkının miktarının belirlenmesini amaçlamaktadır. Her iki ebeveynin de çocuğun bakım ve eğitim giderlerinden sorumlu olduğu açıktır. İştirak nafakasının miktarı, hâkim tarafından belirlenir ve çocuğun yaşına, eğitim durumuna, ihtiyaçlarına ve ebeveynlerin ekonomik durumlarına göre değerlendirilir. Hâkimin takdir yetkisi sınırlı olup, belirtilen ölçütler dikkate alınarak kullanılmalıdır. Eğer velayet hakkı olmayan eşin çalışma imkanı yoksa veya ekonomik durumu zayıfsa, iştirak nafakası talep edilmeyecektir. Ancak, çalışma imkanı olan bir eşin çalışmaması nafaka sorumluluğundan kurtarmaz. İştirak nafakasının belirlenmesinde velayet sahibi eşin çaba ve sorumlulukları göz önünde bulundurulmalıdır, ancak nafaka miktarı makul sınırlar içinde olmalı ve diğer eşin ekonomik durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Hâkim, hakkaniyet ve tarafların sosyal durumlarını göz önünde bulundurarak iştirak nafakasının artırılacağı oranı da belirlemelidir. Nafakanın her ay düzenli olarak ödenmesi gerekmektedir ve ayni ödeme yapılamaz. İştirak nafakası genellikle Türk parası olarak belirlenir, ancak tarafların anlaşması durumunda yabancı para birimi de kullanılabilir. 

İştirak Nafakasına Nasıl Karar Verilir?

Hakim, müşterek çocuklar için tedbir nafakasına ve iştirak nafakasına re’sen hükmetmeli çünkü çocukların bakım giderlerinin karşılanması ve çocuklarla ilişkilerin düzenlenmesi kamu düzenine ilişkindir.

Tedbir nafakasını belirlerken, aile konutunda hangi tarafın kalmaya devam ettiği, çocuğa hangi tarafın baktığı, boşanan eşlerin sosyal ve ekonomik durumu göz önünde bulundurulur. Mali olarak güçlü tarafın geliri oranında bir nafakaya hükmedilir. Gelir yalnızca maaş değildir, kişinin her türlü kazancı, örneğin kira geliri de hesaba katılır. Yoksulluk nafakası ödeyecek taraf kusursuz olabilir, ancak bu durum nafaka ödememeye sebep teşkil etmez. Nafaka alacak tarafın nafaka borçlusundan daha ağır kusurlu olmaması yeterlidir. Hakim tarafından incelenecek hususlar şu şekildedir:

  • Nafaka borçlusunun mali gücü, gelir düzeyi
  • Çocukların gıda, market, barınma (varsa kira), fatura gibi temel ihtiyaç giderleri
  • Müşterek çocuk sayısı ve çocukların yaşları
  • Çocukların eğitim ve sosyal yaşam giderleri
  • Sağlık, ulaşım, kırtasiye gibi giderler

Yoksulluk nafakasını taraflar kendileri de belirleyebilirler. Anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakasının belirlenebileceği gibi çekişmeli boşanma davalarında da taraflar ödenecek nafakayı belirleyebilirler. Ancak, hakimin tarafların belirlediği nafaka miktarını onaylaması gerekmektedir. 1 çocuk için nafaka belirlenirken o çocuğun ihtiyaçları ve durumu göz önüne alınacakken 2 çocuğun nafakası belirlenirken bakıma muhtaç 2 çocuk olacağı için nafaka miktarı arttırılacaktır. 

Hakim bu miktardan fazlasına hükmedemez. Tarafların yoksulluk nafakası talep etmeyeceklerine ilişkin anlaşma da bağlayıcıdır ve daha sonra nafaka talep edemezler.

Hakim nafakaya hükmederken her yıl ÜFE oranında nafakanın güncellenmesine hükmedebilir. Ya da taraflar dava açarak ÜFE oranına ya da hakkaniyete uygun olarak nafaka artırımına karar verebilirler. Aksine nafakanın kesilmesi kararı da verilebilir.

İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka, yasal bir yükümlülüktür ve çoğunlukla mahkeme kararıyla belirlenir. Bu kararın ardından nafaka ödenmesi gerekmektedir. Ancak nafaka ödenmezse, alacaklı tarafından icra takibi başlatılabilir. İcra takibi sonuç vermezse, nafaka yükümlüsü hakkında tazyik hapsi talep edilebilir. Bu durumda, mahkeme nafaka yükümlüsünü belirli bir süreliğine hapsetme kararı verebilir.

Özellikle tedbir nafakası, yargılama süreci devam ederken geçici olarak hükmedilen bir nafaka türüdür. Bu nedenle tedbir nafakası için ilamsız icra takibi yoluna gidilir. Ancak diğer nafaka türleri için, yani nihai kararla belirlenen nafakalar için ilamlı icra takibi gereklidir.

Nafaka borçlarının tahsili açısından son üç aylık borçlar ve biriken borçlar farklı şekilde ele alınır. Son üç aylık borçlar için tazyik hapsi talep edilebilirken, biriken borçlar için bu durum geçerli değildir.

Nafaka borçları, genelde diğer borçlardan farklı olarak emekli maaşına da haciz konulabilir. Ancak bu, genel bir kural değildir ve nafaka borçları için istisna teşkil eder.

Nafaka alacakları için icra takibi başlatılabilir. Tedbir nafakası ilamsız, diğer nafaka türleri ise ilamlı takip gerektirir. Biriken nafaka alacakları da takibe konu edilebilir.

Nafaka ödenmezse üç aya kadar tazyik hapsi cezası verilebilir. Ancak ödeme yapılırsa borçlu tahliye edilir.

Çalışmayan bir eş de nafaka yükümlülüğünü yerine getirmediği takdirde tazyik hapsine çarptırılabilir. Ancak ekonomik durumuyla bu yükümlülük arasında bir çelişki varsa mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılması veya kaldırılması talebinde bulunabilir.

Nafaka ödemeleri icra dairesine veya doğrudan alacaklıya yapılabilir. Elden yapılan ödemeler için yazılı belge alınmalı, banka yoluyla yapılan ödemelerde ise havale açıklamasında nafaka ödemesi olduğu belirtilmelidir.

Nafaka borçlarının tahsili için icra takibi başlatılabilir. Eğer bu takip sonuç vermezse nafaka yükümlüsü tazyik hapsine çarptırılabilir. Nafaka alacakları için zamanaşımı süresi, hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Bu süre içinde icra takibi başlatılmalıdır.

İştirak Nafakası Nasıl Hesaplanır?

İştirak Nafakası Hesaplama

Nafaka hesaplama, hakimin takdirine bağlı bir konudur ve gerektiğinde hakim, bir bilirkişi görüşüne başvurabilir. Hakim taleple bağlıdır. Bunun anlamı talepten fazla bir miktara hükmedemez ancak talepten düşük bir iştirak nafakasına hükmedebilir.  Hakim nafaka miktarını belirlerken; eşlerin ekonomik durumu, çocuk sayısı, çocukların yaşam giderleri (yeme içme, kira, sağlık masrafı gibi), Çocukların eğitim masrafları Eşin/çocukların kira gibi masrafları, Faturalar, Eşlerin meslekleri ve gelirleri Ulaşım ve yakıt giderleri, kırtasiye masrafları, çocuğun özel giderleri varsa bu giderler, sağlık masrafları gibi birçok faktörü göz önünde bulundurarak karar verir.

Bu faktörler, genellikle hakimin nafaka miktarını hesaplamasına rehberlik eder, ancak tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası gibi farklı nafaka türleri için farklı kriterler de dikkate alınabilir.

“Maaşa göre nafaka hesaplama” da nafaka miktarının belirlenmesinde önemli bir husustur. Hakim, nafaka miktarını belirlerken öncelikle tarafların maaşlarını inceler. Ancak, nafaka miktarı sadece maaşla sınırlı değildir. Çünkü kişilerin farklı gelir kaynakları olabilir; mesela, kişinin maaşı düşük olabilir ancak taşınmazlarından yüksek kira geliri elde edebilir. Bu nedenle, sadece maaşı dikkate alarak nafaka miktarını belirlemek adil olmayabilir.

Boşanma sonrası hakim tarafından belirlenen nafaka miktarı, zamanla ekonomik koşulların değişmesi veya tarafların ekonomik durumlarında, ihtiyaçlarında veya gelir-giderlerinde meydana gelen değişikliklerle etkisiz hale gelebilir. Bu durumda, nafakanın güncellenmesi gerekebilir ve bunun için mahkemeye başvurulması gerekir. Hakim, ilk nafaka kararında yıllık artış oranına ilişkin bir hüküm vermiş olabilir, ancak bu artış oranı da değişen koşullarda yetersiz kalabilir. Bu durumda da nafaka alacaklısı, nafaka artışı için dava açabilir. Sonuç olarak, hakim tarafından belirlenen nafaka miktarı, değişen koşullara uygun olmayabilir ve bu durumda nafaka alacaklısı, nafaka artışı için mahkemeye başvurabilir.

Çocuk İçin Nafaka Süreçleri Nasıl Olmalıdır?

İştirak nafakası; çocuk için ödenen nafakadır. Kanun koyucu tarafından çocuğun üstün yararı gözetilerek her iki ebeveynin de ortak çocuğun ihtiyaçlarına ve masraflarına katkıda bulunulması gerektiğinden düzenlenmiştir. 1 çocuğun nafakası ne kadar, 2 çocuğun nafakası ne kadar, 2024 nafaka hesaplama gibi hususların tamamı hakimin takdir yetkisinde olmakla çocuğun ihtiyaç ve giderleri göz önüne alınarak belirlenecektir. Nafaka hesaplama, çoğunlukla hakim tarafından yapıldığı gibi nadiren de olsa bilirkişi aracılığıyla da yapılabilir. İştirak nafakası maaşın yüze kaçı gibi sorular gündeme gelse de iştirak nafakası salt maaşa göre değil kişinin kira durumu, ek gelirleri, çocuğun özel ihtiyaçları gibi hususlar da göz önüne alınarak hesaplanır. Doğrudan bir yüzde belirlemek tarafların özel durumları da gözetildiğinden her zaman mümkün değildir. İştirak nafakası 2024 ne kadar olacak gibi sorular da gündeme gelebilir. Elbette enflasyon ve ekonomik  durum, asgari ücret artışları nafaka miktarlarını arttıracaktır. Çocuğun giderleri ve tarafların gelirleri arttıkça nafaka miktarı artar. Nafaka hesaplama bu şekilde değişebilir.

İŞTİRAK NAFAKASI YARGITAY KARARLARI

  • Yabancı Mahkeme Kararlarında Nafaka

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Esas .2016/23216 Karar .2017/11027 Karar Tarihi 16.10.2017 

“Davacı, dava konusu yabancı ülke mahkemesi kararında yer alan nafakalara ilişkin hükmün tenfizini de talep etmiş, mahkemece ” çocukların bakımı ve yetiştirilmesi için nafaka belirlenmiş ise de, nafakanın tedbir nafakası mı katılım ve yoksulluk nafakası mı olduğuna dair herhangi bir açıklama bulunmadığı ve nafakanın mahiyetinin belli olmadığı” gerekçesiyle bu talep yönünden dava reddedilmiştir. Dosyada yer alan Hollanda Lahey Mahkemesi kararı incelendiğinde; kararın 11.11.2008 tarihinde kesinleştiği, tarafların ortak çocukları 03.08.1990 doğumlu Yelda, 30.09.1994 doğumlu Ebru Zeliha ve 23.07.2000 doğumlu Ahmet Çan’ın anne ile birlikte yaşamalarına ve kararın kesinleşmesinden itibaren bu çocukların bakım ve yetiştirme masraflarına katkı olarak çocuk başına her ay 200,00 Euronun babadan alınarak anneye verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu yabancı mahkeme kararında yer alan bu ifadeye göre nafakanın niteliğinin iştirak nafakası (TMK m. 182) olduğunda duraksama bulunmamaktadır. O halde, davacının iştirak nafakasına ilişkin yabancı mahkeme kararının tenfizi talebinin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” 

  • İştirak Nafakasının Talep Edilmemesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

 Esas 2015/11564 Karar 2015/20180 Karar Tarihi .14.12.2015 

“Tarafların gerçekleşen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ortak çocukların yaşı ve ihtiyaç düzeyi, özellikle davalı babanın da ortak çocukların bakım ve eğitim masraflarına katılma yükümlülüğünün bulunduğu, Devlet tarafından hasta olan çocuk yararına sağlanan sosyal yardımın bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığı gözetildiğinde; yerel mahkemece, ortak çocuk Bahar için iştirak nafakası takdir edilmemesi usul ve yasaya ve hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.”

  • İştirak Nafakası Talebi

Yargıtay 3.  Hukuk Dairesi

Esas 2016/17056 Karar 2017/6020 Karar Tarihi 26.04.2017 

“Dava; tedbir nafakası istemine ilişkindir. Tedbir nafakası, TMK’nun 169-200. maddeleri ile hüküm altına alınmıştır. Buna göre; boşanma davası devam ederken Hakim ailenin korunması amacıyla eş ve küçük çocuklar için tedbir nafakasına karar verebilir. Bu durumda tedbir nafakası boşanma kararının kesinleşme tarihine kadar devam eder, kesinleşme tarihinden sonra nafaka kesilir. Hükmedilen tedbir nafakasının kendiliğinden, kararın kesinleşmesi ile iştirak nafakasına dönüşmesi söz konusu değildir. 

Somut olayda, tarafların …. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2015 tarih 2015/87 E. 2015/400 K. sayılı ilamı ile boşanmalarına karar verilmiş ise de boşanma kararının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İştirak nafakası boşanmanın çocuklarla ilgili sonuçlarından biridir. 6100 sayılı HMK’nun 26.maddesi gereğince hakim iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hakime aittir. (HMK’nun 33.maddesi Hakim tarafların bildirdikleri vakıalarla bağlı olup onların belirledikleri hukuki vasıflandırma ile bağlı değildir. Buna göre tarafların evliliği dava tarihi itibariyle devam ettiğine, göre eldeki davada talep edilen nafaka tedbir nafakası niteliğindedir. 

Mahkemece talep edilen nafaka türünün yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez. O halde, mahkemece; davanın tedbir nafakası olarak nitelendirilmesi gerekirken, hukuki nitelemede hataya düşülerek, iştirak nafakası olarak nitelendirilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece davacının nafaka talebinin tedbir nafakası olarak nitelendirilerek boşanma dosyasında tedbir nafakası verilmişse tahsilde tekerrüre neden olmayacak şekilde uygun görülecek tedbir nafakasının takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” 

  • Nafaka Hesaplama

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

 Esas 2007/15046 Karar 2007/15271 Karar Tarihi 07.11.2007 

“Taraflar 25.5.2005’de kesinleşen kararla boşanmışlar, velayet babaya verilmiştir. Davacı anne 2.3.2006’da açtığı davada velayetin değiştirilmesini ve 14.6.1992 doğumlu Tuğçe için 300 YTL. iştirak nafakası verilmesini talep etmiştir. Mahkemece velayetin anneye verilmesine, çocuğun tüm okul giysileri, kitapları, kırtasiye harcamaları, okul sosyal faaliyet giderlerinin de davalı tarafından karşılanmasına, davacının diğer iştirak nafakası talebinin reddine karar verilmiş, hüküm iştirak nafakası yönünden davacı tarafından temyiz olunmuştur. Türk Medeni Kanununun 182. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; velayetin kullanılması, kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Davalı baba emekli astsubay olup, kendine ait evde oturmakta olup sürekli gelir sahibidir. Yeterli gelir sahibi olan baba iştirak nafakası vermelidir. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin kapsamına yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, dinlenme, eğitim öğretim, harçlık giderleri girmektedir. Mahkemece infazda tereddüt yaratacak şekilde çocuğun tüm okul giysilerinin, kitapların, kırtasiye harcamalarının, okul sosyal faaliyet giderlerinin baba tarafından karşılanmasına karar verilmiş, çocuğun diğer giderleri için hüküm kurulmamıştır. Mahkemenin hükmüne esas aldığı Türk Medeni Kanununun 330/3. maddesinde ayni ödeme öngörülmemiştir. Bu sebeplerle Türk Medeni Kanununun 330. maddesine uygun aylık irat biçiminde bir iştirak nafakası düzenlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

  • Nafaka Arttırımı 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas 2015/18647 Karar 2016/2866 Karar Tarihi 29.02.2016 

“Somut olayda, müşterek çocuk Zahide‟nin Şanlıurfa‟da hemşirelik okulunda okuduğu, yatılı kaldığı, 11. sınıf öğrencisi olduğu, okul, giyim, ulaşım gibi ihtiyaçlarının aradan geçen zamanda arttığı ortadadır. Buna göre, mahkemece; velayeti anneye bırakılmış olan çocuğun ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayacak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde daha uygun bir nafakaya hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yoksulluk ve iştirak nafakalarının artırım talebinin reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

  • Nafaka Hesaplama

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

 Esas 2017/11341 Karar 2017/11962 T.14.09.2017 

“Dosya kapsamında yer alan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre ise, davacının tıbbı sekreter olduğu, 2.000 TL maaş aldığı, 1 adet evinin bulunduğu; davalının ise öğretmen olduğu, 2.828 TL maaş aldığı tespit edilmiştir.Bu durumda; tarafların yukarıda ifade edilen sosyal ve ekonomik durumları, müşterek çocuğun yaşı, eğitiminin devam etmesi, çocuğun erken ergenlik tanısı ile … … Üniversitesinde tedavi görüyor olması, sosyal aktiviteleri vb. ihtiyaçları için yapılması gereken masraflar, aradan geçen süre, son nafaka artışının 2013 yılında yapılmış olması da nazara alındığında, mahkemece nafakanın hakkaniyete uygun bir miktarda arttırılmasını gerektirir.” 

  • Nafaka Ne Zaman Ödenir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

 Esas 2015/4053 Karar 2015/12101 Karar Tarihi 01.07.2015 

“Somut olayda hükmedilen iştirak nafakasının başlangıç tarihi karar tarihi olarak belirlenmiştir. 28/11/1956 tarih ve 15 E.-15 K .sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Buna göre, nafakaya dava tarihten itibaren hükmetmek gerekirken; nafakanın karar tarihinden itibaren tahsiline yönelik hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.”

  • Nafaka Kime Ödenir?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

 Esas 2013/16104 Karar 2014/4335 Karar Tarihi 17.03.2014 

“Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; TMK’nun 327. maddesinde ”Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır”. Aynı Yasa’nın 329/1. maddesinde de ”Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.” Yine annenin bu hükümler kapsamında açtığı iştirak nafakası davası sonucu hükmedilen nafaka çocuğun bakım ve gözetimi için anne lehine katkı payı olmak üzere hükmedilir. Bu madde uyarınca, ilamda hüküm altına alınan iştirak nafakasının alacaklısı, müşterek çocuk olmayıp, velayet hakkı kendisine verilen eştir. TMK’nun 328. maddesine göre de, çocuğa bakma mükellefiyeti onun reşit olmasıyla sona ereceğinden, bu tarihte iştirak nafakası borcu da sona erer. Ancak çocuğun reşit olduğu tarihe kadar ödenmeyerek biriken nafaka alacağı bulunduğu takdirde, velayet hakkı kendisine verilmiş olan eş, vefatı halinde ise mirasçıları tarafından, çocuğun reşit olduğu tarihten sonra da takibe konarak ödenmesi talep edilebilir. Somut olayda; Şişli 2. Aile Mahkemesi’nin 2008/35 Esas ve 2009/665 Karar sayılı ilamına istinaden İstanbul 37. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6668 sayılı takip dosyasında velayeti anneye verilen müşterek çocuk A.. E.., alacaklı sıfatı ile ilam gereği birikmiş iştirak nafakası ve ilam vekalet ücreti alacağı talebinde bulunduğu, borçlu babanın, çocuğun 2011 yılı Mayıs ayında reşit olduğunu ve bu tarihe kadar olan nafaka borcunun ise ödendiği iddiasıyla takibin iptali talebinde bulunmuştur. Mahkemece, alacaklının kısmi kabulü nazara alınarak icra emri düzeltilmiştir. Borçlu vekili, çocuğun reşit olduğu tarih ve alacaklı annenin 2010 yılında vefat etmesi nedeniyle çocuğa bakan yakınları adına nafakanın ödendiğine dair belgeler nazara alınmadan hüküm kurulduğundan bahisle karar temyiz edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere iştirak nafakası alacaklısı velayet hakkı kendisine verilen eş olup reşit olan müşterek çocuğun birikmiş iştirak nafakası alacağını şahsı adına takibe koyma hakkı ve sıfatı bulunmamaktadır. Ancak, annenin vefatı halinde mirasçı sıfatı ile kendi payına düşeni takibe koyabilir. Bu husus Mahkemece resen nazara alınarak, takibin çocuğun mirasçı sıfatına dayalı olarak yapıldığının tespiti halinde, veraset ilamı celp edilerek, çocuğun reşit olduğu tarihe kadar birikmiş olan borcun miras payına göre talep edilebilecek miktarından, ödendiğini kabulü ettiği miktar da, düşülerek sonuca gidilmesi, şahsı adına takip başlatıldığının tespiti halinde ise takibin tümden iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.”

  • Nafaka Hesaplama

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

 Esas 2016/8489 Karar 2016/12061 Karar Tarihi 24.10.2016 

“Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların … 3.Aile Mahkemesi’nin 2011/741 Esas-2011/1020 Karar sayılı ilamıyla boşandıklarını ve bu karar ile müşterek çocuk için aylık 500,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini ancak bu nafakanın günün ekonomik koşulları ve müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artması sonucu yetersiz kaldığını belirterek, iştirak nafakasının aylık 1.000 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen nafakanın fahiş olduğunu, şayet nafaka miktarında artış yapılacak ise nafakanın ÜFE-TÜFE oranında artırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olmak üzere müşterek çocuk 2003 doğumlu … yararına aylık 500 TL olan iştirak nafakasının aylık 900 TL’ye yükseltilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. TMK.’nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Ne var ki, nafaka miktarının belirlenmesine esas alınması gereken giderlerinin makul sınırlar içinde kalmasına özen gösterilmesi ve velayet kendisine bırakılmayan tarafın ağır yükümlülüklere maruz bırakılmaması gerekmektedir. Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir. Somut olayda dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların … 3.Aile Mahkemesi’nin 2011/741 Esas2011/1020 Karar sayılı ilamıyla boşandıkları, müşterek çocuk için aylık 500 TL iştirak nafakasına hükmedildiği, müşterek çocuk…’in 2003 doğumlu olduğu, ortaokula gittiği, davacının öğretmen olduğu, aylık 2.600 TL maaş aldığı, davalının ise … Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olduğu ve ek ders ücretleriyle birlikte aylık ortalama 5.300 TL gelirinin bulunduğu (temyiz dilekçesindeki davalı beyanına göre) anlaşılmıştır. Yukarıda izah olunan nedenlerle; somut davada, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, aradan geçen süre ve davacı annenin de katkısı nazara alındığında; artırılan iştirak nafakası miktarı biraz fazla olup, TMK.’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır.” 

  • Nafaka Artırımı & Nafaka Hesaplama

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

 Esas 2016/12757 Karar 2016/12447 Karar Tarihi 28.06.2016 

“Mahkemece davalı erkeğin 18/11/2014 tarihli celsede toplam 1300 TL nafaka ödemeyi kabul ettiğine dair beyanı ve Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda iştirak ve yoksulluk nafakalarına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” denilmiştir (https://emsal.yargitay.gov.tr E.T.:09.02.2018). 

Ayrıca Yargıtay 3. HD. E.2016/8531 K.2016/12128 T.24.10.2016 kararında “Davacı vekili dilekçesinde; tarafların … Aile Mahkemesinin 2013/112 Esas- 2013/629 Karar sayılı ilamı boşandıklarını, boşanma neticesinde müşterek çocuklar 1999 doğumlu …, 2001 doğumlu … …, 2009 doğumlu ..n’ın velayetinin davacı tarafa verildiği, söz konusu karar ile müşterek çocukların her biri için 100’er TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen sürede müşterek çocukların ihtiyaçlarının arttığını ve nafakaların yetersiz kaldığını, bu nedenle müşterek çocukların her biri için iştirak nafakasının 1.000 TL’ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafakaların fahiş olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiş, davalı duruşmada ise her bir çocuk için 200 TL ödemeyi kabul ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile müşterek çocuklar 1999 doğumlu .., 2001 doğumlu…., 2009 doğumlu …’ın her biri için aylık 100 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 175 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; iştirak nafakası artırımı istemine ilişkindir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Dosya içeriğinden, tarafların 19.07.2013 tarihinde boşandığı, müşterek çocuk 1999 doğumlu …, 2001 doğumlu…, 2009 doğumlu …’ın velayetinin davacı anneye bırakıldığı, davacının ev hanımı olduğu, davalının ise müdür olup, aylık 1.250 TL gelirinin olduğu, babasına ait evde yaşadığı, 2012 model … aracı ve fındık bahçesinin olduğu anlaşılmaktadır. Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. 

Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık beş yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. 

O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu ve davalının her bir çocuk için 200 TL ödemeyi kabul ettiğine dair kabulü de gözetilerek, TMK’nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

  • Nafaka Hesaplama & Nafaka Arttırımı 

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Esas 2016/19704 Karar 2017/9326 Karar Tarihi T.07.06.2017 

İştirak nafakalarının artırılması talebi yönünden; Türk Medeni Kanunu’nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. 

Yine aynı kanunun 331.maddesinde; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır” düzenlemesine yer verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 327/1.maddesinde; Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. 

Aynı yasanın, 328.maddesi hükmü gereğince; Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.(TMK. nun 329/1.maddesi) İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. 

Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırım davası açılabilir (HGK 15.07.2009 gün ve 3-352 E/348 K) . Somut olayda; davalı babanın elektrik elektronik mühendisi olduğu, aylık 7.500 TL civarında gelirinin bulunduğu, Aralık 2015’te işten ayrıldığının bildirildiği, 1.300 TL kirada oturduğu, üzerine kayıtlı bir aracının olduğu, yeniden evlendiği, bu evliliğinden bir kızı olduğu, davacı annenin ise; ev hanımı olduğu, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, annesine ait eve 500 TL kira ve 230 TL aidat ödediği anlaşılmaktadır. Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. 

Önceki davanın kesinleşme tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık 3 yıl süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, uygun bir nafaka artışına karar verilmesi gerekir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, davalının gelirinde olağanüstü değişiklik bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” 

  • İştirak Nafakası Ödenmezse Ne Olur?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Esas 2016/22431 Karar 2017/1479 Karar Tarihi 08.02.2017 

“Borçlu aleyhine verilen tedbir nafakasına ilişkin ara kararına dayalı olarak genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte, alacaklının, borçlunun çalışmakta olduğu kuruma icra müdürlüğünce muhtıra gönderildiğini, ancak daha sonra icra müdürlüğünce, nafaka yönünden kesinleşme tarihinin 22.12.2015 olması nedeniyle 13.01.2016 tarihli maaş haciz müzekkeresinin dikkate alınmaması yönünden yazı yazıldığını, aile mahkemesi kararında ayda 200,00 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, hükmün kesinleşmesi halinde bu nafakanın 400,00 TL iştirak nafakasına dönüştürülmesine karar verildiğini, mahkemece verilen karar 14/03/2008 tarihinde kesinleştiğinden hükmolunan tedbir nafakasının bu tarihte sona ereceğini, dolayısı ile bu tarih itibariyle hükmolunan 400,00 TL iştirak nafakasının muaccel hale geldiğini ileri sürerek icra müdürlüğünce verilen 13/01/2016 tarihli işlemin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği görülmektedir. 

HUMK’nun 443/4. (HMK’nun 367/2.) maddesi gereğince, aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının “eklentisi” olan tazminatlar da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla, boşanma hükmü kesinleşmiş ise, eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için eklentiler yönünden de kararın kesinleşmesi gerekmez. Somut olayda, takibe konu … … 3. Aile Mahkemesi’nin 2012/290 Esas -2014/357 Karar sayılı tarafların boşanmalarına ilişkin hükmün, boşanma dışındaki yönlerden temyiz edildiği, boşanma yönünden kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği, boşanma ve velayet dışındaki hükmün ise 22.12.2015 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinden anlaşılmakta olup, boşanma kararı 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği için, iştirak nafakası bu tarihten itibaren istenebilir. O halde mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, icra müdürlüğünce yapılan işlemin doğru olduğu gerekçesi ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.”